Fıkralar

Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş : 

-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?Çifteyi doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor.Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim.O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü...Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım.Ama Ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak.Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı kaydı, yere düştü.Talih bana gülüyor!Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beşyüz metre kadar açtım.Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi? 

Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış : 

-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim. 

Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış : 

-Lafı karıştırma yahu!Ayı üç kez neyin üstüne basıp düştü?

********************************************************************************************************

İstanbul'da yaşayan bizim Temel av sporuna merak salar. 
Av için gerekli malzemeleri alır. Birkaç gün avlanır. 
Birgün kahvede otururken Bizim Temel başlar maceralarını anlatmaya.
Derki 
"Birgün tüfeğimi aldım Belgrad Ormanına gittim. 
Yarım saat gezdikten sonra bir baktım beyaz bir ayı bana doğru geliyor. Tüfeğimi doğrultmamla ateş etmem bir oldu. Tek kurşunla ayıyı yere serdim." der. 

O sırada arkadaşlarından birisi " 
hadi ulan oradan Belgrad Ormanında ayının ne işi var" der 
tabi bizim Temel bu lafın altında kalır mı. 
Hemen "Haçan ayi bu ne bilsun oranin Belgrad Ormani olduguni " der.

****************************************************************************************************

Avcılar birgün oturmuş hepsi atıp tutuyor. Ben şöyle vurdum,böyle tuttum diye. Birtanesi başlamış anlatmaya;

bir gün ormanda avlanıyorum bi baktım karşımda ayı, hemen tüfeği doğrulttum bir sıktım yok, ulan nooluyo buna herhalde tutukluk yaptı dedim. namlunun içine baktım. gördüm ki kurşun geliyo,
hemen çevirdim ayıya vurdum.

***************************************************************************************************

Bir AVCI diğerine sordu: 
Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır? 
-Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim. 
-Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz? 
Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi.

***********************************************************************************************************

Temel ava çıkmış, eli boş dönmemek için kasaptan bir tavşan almış.
Fadime,
- Ha pu netur, soyulmus tavşanı nasıl avlaysun?
- Sex yaparçen yakaladum, çiyinmeye firsatu olmadu...

***********************************************************************************************************

Avcı ormanda avlanırken yorgun düşer ve bir ağaç altında uykuya dalar. Aradan biraz zaman geçer, uyandığında ise tüfeği alınmış ve etrafında yamyamlar dans etmektedir. Adam korku içinde söylenmeye başlar.'Evet şimdi ayvayı yedik' diye, o anda yukarıdan bir ses gelir,'Korkma sana hiç birşey olmayacak. Hemen yanındaki mızrağı al ve tam karşındaki tüylü olan şeflerinin kalbine fırlat' diye. Avcı can havli ile hemen mızrağı alır ve şeflerinin tam kalbine fırlatır. Şef ölmüştür ve ortalık bir anda sessizliğe boğulur. İşte o zaman yukarıdan bir ses daha gelir.'Evet şimdi ayvayı yedin.

********************************************************************************************************

Eski bir zamanda işsiz olan Temelle Dursun Amerikaya gidip iş bulmaya karar verirler. Kasabada gezinirken gözlerine bir afiş takılır. Afişte
"Kızılderili kafa derisi avlayıp getirene 100 dolar" yazmaktadır.
Bunu gören temelle dursun sevinerek hemen işe koyulur. Bütün gün ormanda kızılderili arayıp bulamayan temelle dursun çadır kurup bir sonraki gün aramaya devam etmeye karar verirler. Yorgun düşen bizim ikili hemen uykuya dalarlar. Temel birden çadırın dışından gelen seslerden uyanır. Çadırı aralayarak dışarı baktığında ne görsün, çadırın etrafını kızılderililer sarmıştır. Hemen Dursunu uyandırır. Ve derki
-- Ula dursun, uyan len uyan, şimdi köşeyi döndük.

***BİZE FIKRA GÖNDERMEK İSTEYENLER İLETİŞİM ADRESİMİZDEN MAİL OLARAK GÖNDEREBİLİRLER***